Mail Grubuna üye olmak için aşağıdaki kutuya mail adresinizi girin

Google Grupları
Testis Kanseri grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

4 Mayıs 2008 Pazar

Testis Kanseri Nedir?

Bu yazım Amerikan Kanser Derneğinin testis kanseri hakkındaki bir yayınının Türkçe'ye çevirisinden bir parçadır.

Testis kanseri genç erkeklerin bir veya iki testisinde gelişen kanserdir. Yüksek oranda tedavi edilebilir ve iyileştirilebilir.

Testisler erkek üreme sisteminin organlarıdır. Yetişkin bir erkekte bir golf topundan küçük olan bu iki organ penisin altında skrotum denen kesede yer alır.

Testisler erkeklik hormonu olan testosteronu üretirler. Aynı zamanda sperm üretimi de burada yapılır. Testislerde üretilen sperm hücreleri meni kesesine vas deferans(meni kanalı) boyunca taşınır. Burada sperm, prostat salgı bezinin ürettiği sıvıyla karışır. Ejakülasyon(boşalma) sırasında sperm hücreleri, meni kesesi salgısı ve prostat salgısı penisin merkezinde bulunan idrarın ve meninin geçişini sağlayan üretraya girerler.

Testisler birçok çeşit hücreden oluşurlar. Bunların her biri tek çeşit veya çok çeşit kanser oluşturabilirler. Kanserin tiplerini ayırmak çok önemlidir çünkü tanı ve tedavi farklı kanser hücrelerine göre farklı olmaktadır.


Germ Hücre(sperm oluşturan hücreler) Tümörleri

Testislerde gelişen kanserlerin %90’ından fazlası germ hücre denilen özel hücrelerde gelişir. Bu hücreler sperm üreten hücrelerdir. Erkeklerde iki ana tip germ hücre tümörü gelişir: seminom ve non-seminom. Seminom ve non-seminomlar mikroskop altında çok farklı görünürler.

Geçmişte bu iki tip eşit oranda görülüyordu. Günümüzde seminomlar biraz daha fazla sıklıkta görülmektedir. Bazı kanserler hem seminom hem de non-seminom hücreler içerirler. Bunlar non-seminomlar gibi gelişip yayıldıkları için non-seminom olarak değerlendirilirler.

Seminomlar

Seminomlar testisin sperm üreten germ hücrelerinden gelişirler. Seminomların iki ana tipi klasik(tipik) seminomlar ve spermatositik seminomlardır.

Doktorlar mikroskop altındaki görüntülerine göre hangi tür olduklarına karar verirler. Seminomların %95’inden fazlası klasik tiptedir. Bunlar genellikle erkeklerde 30’lu yaşların sonlarından 50’li yaşların başlarına kadar görülür.

Spermatositik seminomlar daha yaşlı erkeklerde gelişen tiptir. Spermatositik seminom teşhisi konulan erkeklerin yaş ortalaması 55 civarındadır. Bu da klasik tip seminomların yaş ortalamasından 10-15 yaş daha fazladır. Spermatositik seminomlar klasik seminomlara oranla daha yavaş büyürler ve vücudun diğer organlarına yayılım daha azdır.

Nonseminomlar

Bu tip germ hücre tümörleri erkeklerde ergenlik bitiminden 40’lı yaşların başlangıcına kadar görülür. 4 temel tip nonseminom tümör vardır: embriyonel karsinom, yolk sac karsinom, koriyokarsinom ve teratom. Çoğu tümörler en az 2 farklı tipin karışımıdır, ancak bu tedaviyi değiştirmez. Bütün nonseminomlar aynı yöntemle tedavi edilirler.

· Embriyonel Karsinom: Bu tip nonseminom germ hücre tümörleri testis tümörlerinin %40’ını oluştururlar. Saf embriyonel karsinom sadece %3-4 oranında görülür. Bu tümörler mikroskop altında bakıldığında embriyonun çok erken dönem görüntüsüne benzerler. Bu tip nonseminom tümörler hızlıca büyürler ve testisin dışına yayılırlar.

· Yolk Sac Karsinom: Bunlar erken dönem insan embriyosunun yumurta kesesine benzetildiği için yolk sac ismi verilmiştir. Diğer isimleri endodermal sinüs tümörleri, çocukluk çağı embriyonel karsinom veya orkidoblastom. Yolk sac tümörleri çocuklarda görülen testis kanserlerinin en sık görülen tipidir. Çocuklarda görüldüğünde çok başarılı şekilde tedavi edilirler. Yetişkinlerde görüldüğünde daha kaygı vericidir, özellikle de saf(diğer nonseminom tümörleri içermediği durumlarda) halde görülürlerse. Yolk sac karsinomlar, yayılmış olsalar dahi kemoterapiye çok iyi cevap verirler. Bu tip tümörler kana alfa-feto protein(AFP) olarak bilinen bir protein yayarlar. Kanda AFP’nin varlığı tanıda ve hastanın tedaviye verdiği cevabı izlemekte faydalı olur.

· Koriyokarsinom: Koriyokarsinomlar yetişkinlerde çok nadir rastlanan ve çok agresif tip kanserdir. Bu tür kanserler vücudun uzak organlarına(akciğer, kemik ve beyin) hızla yayılırlar. Saf koriyokarsinom testiste sık görülmez. Çoğunlukla koriyokarsinom diğer nonseminom kanserlerle birlikte karışık(mikst) germ hücre tümörlerinde görülür. Bu tip tümör kana human koriyonik gonadotropin (HCG) olarak bilinen bir protein yayarlar. Kanda HCG’nin varlığı tanıda ve hastanın tedaviye verdiği cevabı izlemekte faydalı olur.

· Teratomlar: Teratomlar mikroskop altında bakıldıklarında gelişen embriyonun 3 katmanı şeklinde görülürler: endoderm (en iç tabaka), mezoderm (orta tabaka) ve ektoderm (dış tabaka). Bu tümörlerin 3 ana tipi matür teratom, immatür teratom ve teratomun malin dönüşümü şeklindedir.

Matür teratomlar yetişkin doku hücrelerine benzer hücreler tarafından oluşur. Çok nadiren kenar dokulara ve uzak organlara yayılırlar. Genellikle ameliyatla tedavi edilirler.

Bazen nonseminom mikst germ hücreli tümörlerin tedavisi için uygulanan kemoterapi bittikten sonra matür teratom kalıntıları bulunmaktadır. Bunlar, kemoterapinin bir kısmını öldürdüğü tümörün geriye kalan kısmı olabilir. Bazı uzmanlar kemoterapinin nonseminomları teratoma çevirdiğine inanmaktadırlar.

İmmatür teratomlar erken embriyoya benzer hücrelerin az gelişmiş kanserleridir. Matür teratomların tersine immatür teratomlar yakın dokularda gelişirler(invazyon) ve testis dışına yayılırlar(metastaz). Ayrıca bu tip tümörler tedaviden yıllar sonra bazen tekrar edebilirler(nüks).

Malin dönüşümlü teratomlar çok nadir rastlanan kanserlerdir. Bunlar bazı alanlarda matür teratomlar gibi görünürken diğer alanlarda testis dışında(kaslar, akciğer veya bağırsak bezleri veya beyin) gelişen kanserlerdir.

Kasinoma in situ

Testis germ hücre kanserleri noninvazif(yayılmacı olmayan) bir hastalık şeklinde başlayabilir. Buna karsinoma in situ (CIS) veya intratubuler germ hücre neoplazisi denir. Karsinoma in situ her zaman kansere dönüşmeyebilir. Araştırmacılar karsinoma in situ’nun yayılan tür germ hücre kanserine dönüşmesinin yaklaşık 5 yıl alacağını tahmin ediyorlar. Karsinoma in situ’yu kansere dönüşmeden bulabilmek çok zor çünkü genellikle hiçbir belirti vermiyor ve doktorun veya kişinin hissedeceği bir şişlik oluşmuyor. Karsinoma in situ’yu teşhis edebilmenin tek yolu biyopsi yapmaktır. Kısırlık gibi başka nedenlerle testis biyopsisi yapıldığında rastlantı sonucu bulunuyor. Uzmanlar karsinoma in situ için en iyi tedavi seçeneği konusunda aynı fikirde değiller. Karsinoma in situ her zaman yayılan kansere dönüşmediği için bu ülkede(Amerika) çoğu doktor yakın takibin en iyi tedavi olduğunu düşünüyor.

Karsinoma in situ yayılan kansere dönüştüğü zaman hücreler sadece seminifer tübülünde(sperm hücrelerinin oluştuğu yer) değil testisin diğer yapılarında da büyümeye başlar. Bu kanser hücreleri daha sonra kan dolaşımı yoluyla ya da lenf nodlarıyla (küçük fasülye şekilli, enfeksiyonla savaşan beyaz kan hücreleri) ya da lenf kanallarıyla(lenf nodlarını birbirine bağlayan sıvı dolu damarlar) vücudun diğer yerlerine yayılırlar.

Stromal Tümörler

Tümörler testisin destekleyici ve hormon üretici dokularında veya stromada da gelişebilir. Bu tümörler gonodal stromal tümörler olarak bilinirler. Yetişkinlerde görülen testis kanserlerinin %4’ünü oluştururlar, ancak çocukluk çağında görülen testis kanserlerinin %20’sini oluştururlar. İki temel tip Leydig hücre tümörleri ve Sertoli hücre tümörleridir.

· Leydig hücre tümörleri: Bu tümörler normalde erkek sex hormonlarını(androjenler, testosteron gibi) üreten Leydig hücrelerinden gelişir. Leydig hücre tümörleri hem yetişkinlerde (olguların %75’i) hem çocuklarda (olguların %25’i) görülür. Çoğunlukla androjen üetirler fakat bazen östrojen(kadın seks hormonları) üretirler. Çoğu Leydig hücre tümörleri testisin dışına yayılmazlar ve ameliyatla tedavi edilirler. Ancak bazen vücüdun diğer yerlerine yayılırlar. Eğer metastaz olursa Leydig hücre tümörlerinin tedavi şansı azdır, çünkü radyoterapiye ya da kemoterapiye iyi cevap vermezler.

· Sertoli hücre tümörleri: Bu tümörler sperm üreten hücreleri destekleyen ve besleyen Sertoli hücrelerinden gelişirler. Leydig hücre tümörleri gibi çoğunlukla benin(yayılmayan) özelliktedirler. Ancak yayıldıkları takdirde kemoterapiye ve radyoterapiye dayanıklıdırlar.

İkincil Testis Tümörleri

İkincil testis tümörleri başka organda başlayıp testise yayılan tümörlerdir. Lenfoma en sık görülen ikincil testis tümörüdür. Testiküler lenfoma 50 yaşın üstündeki erkeklerde birincil testis tümörlerinden daha fazla görülür. Genel tedavi ameliyatla çıkarım ve arkasından radyoterapi ve/veya kemoterapidir. Lösemili çocuklarda lösemi hücreleri bazen testiste tümör oluşturabilir.

Prostat, akciğer, deri (melanom), böbrek ve diğer organların kanserleri de testise yayılabilir. Ancak bu kanserlerin tedavi şansı düşüktür çünkü kanser diğer organlara da yayılmış haldedir. Tedavi hangi organın kanseri oluşuna göre karar verilir.


5 yorum:

hülya dedi ki...

çiğdem yazıların için teşekkur edrim.benım nışanlım da bu hafta 3.seansa başladı.kardeşinin durmunda.non semınom ama evreyı bilmiyorum.çok berbat durumdayım ve herşeyın bıttığini düşünuyorum.mesajlaşırsak sevinirim.neler yaşadığını merak ediyorum.

çiğdem dedi ki...

bu durumu yasadiginiz icin uzgunum. mail adresim cperinaz@yahoo.com. maile yazarsan daha detayli gorusebiliriz. cok gecmis olsun.

zeynep dedi ki...

merhaba yazılarınız sayesinde bilgilendim ancak daha fazla bilgi alabilir miyim acaba?kuzenim 18 yaşında ve bugün testis kanseri TERATOM(MALİN DÖNÜŞÜMLÜ TERATOM) teşhisi konuldu kimse hiç bir şey bilmiyor ne olur bana bilgi verin hiç birşey bilmemek çok daha kötü karamsarlık kaplıyor tüm benliğimizi ne olur aydınlatırsanız çok mutlu olurum

çiğdem dedi ki...

zeynepcim, geçmiş olsun. Şu anki endişelerinizi anlıyorum. Eğer mail grubumuza üye olursan daha ayrıntılı yazışabiliriz. Sitede nasıl üye olabileceğiniz yazıyor. Ya da bana mail at, mail adresim cperinaz@yahoo.com

Kadir dedi ki...

Bir forum sitesine yazdığınız mesajdan sonra buldum blogunuzu.
Kardeşinize geçmiş olsun. İnşallah o ve onun durumunda olan herkes cok fazla acı çekmeden sağlıklarına kavuşurlar.
Bu rahatsızlık hakkında çok fazla bilgim yoktu açıkçası. Bir şekilde insanların bilgi sahibi olması ve bilinçlenmesini sağladığınız için de tebrikler.
Tekrar geçmiş olsun.

Bu blogtaki bilgiler isinize yaradi mi ?